HIRSIZ VAR

HAYDİ BUNA DA “MONTAJ” DESENE…

Beyin Düşmanlığında Zirveye Çıkanlar

TÜBİTAK, 'o yapmamıştır' deyip reddetti, Almanlar burs verip öğretmen yaptı!
08/01/2014 15:32

TÜBİTAK’ın yaptığı projeyi ‘seviye üstü’ bularak reddettiği Paksoy’a, Almanya burs verdi.
Radikal.com.tr - Milliyet’in haberine matematiğe büyük ilgi duyan ve sürekli kendini geliştiren İstanbul Erkek Lisesi öğrencisi Barış Paksoy, 2011’de Türkiye Bilimsel ve Teknoloji Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) liseler arasında düzenlediği matematik projesi yarışmasına katılmıştı. Tek başına hazırladığı ‘Ramanujan Asalların Genelleştirilmesi’ projesiyle derece almak isteyen Paksoy, TÜBİTAK İstanbul Bölgesi Koordinatörü Prof. Dr. Ulvi Avcıata tarafından, ‘Seviye üstü çalışma olduğu, tek başına hazırlanmadığı’ gerekçesiyle reddedildi.

Paksoy projesini jüri önünde savunmak ve kendisine ait olduğunu kanıtlamak istemiş ancak talebi reddedilmişti. Bunun üzerine Paksoy ve ailesi, yürütmeyi durdurma, maddi tazminat ve projeler arasında yapılan seçimin iptal edilmesi talebiyle yargıya başvurdu. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı aldı, atanan bilirkişi de Barış’ın projeyi tek başına hazırlayabileceğini belirtti.

15 yaşındayken TÜBİTAK’ın ilköğretim okulları için düzenlediği Ulusal Matematik Olimpiyatları’nda bronz madalya kazanan Paksoy, İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra geçen yıl bursla Berlin Humbold Üniversitesi’ne kabul edildi. Paksoy, ilköğretim ve lise öğrencilerine ücretsiz matematik dersleri veriyor.

Barış’a bilimsel yanıt: Yaşın yetmez

‘YENİ HEDEFLER’ 
Ali Nesin’in başında olduğu Nesin Matematik Köyü’nün öğrencisi olan Paksoy, projesini şöyle özetlemişti, “Amerika’nın meşhur matematik dergilerinden American Mathematical Monthly’de Ramanujan asallarına dair literatürde yazılan ilk makaleyi okudum. Kendi problemlerimi ürettim, kimisini çözdüm, kimisini çözemedim. Uğraşılmamış problemlerle uğraştığım için özgün, yeni sonuçlara ulaşabildim.”

 

ÇANAKKALE DESTANINA İHANET

 

 

Çanakkale’de almanların yönetimine verilen osmanlı ordusu 250 000 kayıp verdikten sonra başkaldıran osmanlı subaylarının baskısı sonucunda almanları yönetimden almak zorunda kalan osmanlı genelkurmayı, o sırada cephede olan osmanlı subayları içinden rütbe sıralamasında 34. olan bir yarbayı (MUSTAFA KEMAL ATATÜRK) önce kolordu komutanı, daha sonra da tüm cephelerin komutanı yapmak zorunda kalır.

 

Bu tarihten sonra savaşların seyri değişmeye başlar. Karaya çıkan İngiliz ordusu ve müstemlekelerden getirdiği askerler artık Osmanlı askeri karşısında, güneş altındaki kar gibi erimeye başlamıştır. Yaklaşık 300 000 kayıp veren düşman donanma ve ordusu geldikleri gibi değil, perişan bir halde yunan adalarına çekilmek zorunda kalırlar.

 

Cephede o kadar paşa (GENERAL), albay gibi yüksek rütbeli subaylar varken, tüm yetkilerin bir yarbaya verilmesi hikmetine kafa yoramayan günümüz dincileri, bu millete Çanakkale gibi bir destanı yazdırma şerefini bahşetmiş olan bu büyük adamın adını anmamak için yapmadıkları soytarılık bırakmazken, kendine ECDAD TORUNLARI adını koyan dinsiz imansız bir facebook sayfası, ekteki videoyu öyle büyük bir titizlikle hazırlamıştır ki; tek bir yerde ATATÜRK’ün adı geçmediği gibi, tek bir karede ATATÜRK’ÜN gölgesi bile görülememektedir.

 

Takdir yüce milletimindir. Bu hainliği, bu şerefsizliği, bu hayvan oğlu hayvanlığı görebilmeniz için özellikle paylaşıyorum. BU MEMLEKETTE BU KADAR HAİN NE ZAMAN NEREDE YETİŞMİŞ ALLAH AŞKINA?

Kötü Yönleri

1-Günümüzde kimya endüstrisinin temel hammaddelerinden biri olan kömür dediğimiz  madde, yeraltında belli bölgelerde bulunan ve yerine yenisi konulamadığı için belli bir süre sonra bitecek olan bir maddedir. Gelecek kuşak torunlarımız, bu çok kıymetli hammaddeyi termik santrallerde yakıp kül ettiğimiz için belki de bizleri lanetle anacaklardır.

2-Yeraltı sularında bolca bulunan uranyum tuzları gibi  bir çok radyoaktif elemen tuzları, kömür madenlerindeki kömür tarafından geçirilmediği için, kömür yataklarında birikir. Bu tür kömürler yakılıp, külleri rastgele ortalığa saçıldığında, yanma ile radyoaktivitesi değişmeyen bu radyoaktif elementlerin doğayı radyasyon bakımından kontrolsüz bir şekilde kirletmesi kaçınılmazdır.

3-Kömür olarak yakıtığımız hammedde aslında, içinde karbon dahil bir çok elementi veya bileşiği barındıran çok kıymetli bir karışımdır. Kömürün  içerdiği karbon miktarı, yakılınca vereceği enerji miktarını belirler. İçerdiği karbon oranı fazla olan kömürün, yakıldığı zaman vereceği ısı enerjisi de fazla olacaktır. Kömür yakıldığı zaman yanan karbon havaya CO2 ve CO olarak saçılırken, yanmayan diğer bileşenler kul olarak kalır.  Kömürün içinde bulunan yanıcı başka bir element olan kükürt, yanma sonucunda SO2 veya SO3 olarak havaya karışır. Bunun yanısıra nitratlar da yanma sonucu azot oksitler olarak havaya karışır. Havadaki su ile birleşen bu karbon, azot veya kükürt bileşenleri karbonik, nitrik veya sülfürik asit olarak düştüğü yerdeki bütün bitkileri öldürür. Asit yağmuru denilen bu olayın baş sorumlusu karbon, nitratlar ve kükürt ihtiva eden kömürün yakılmasıdır.

4- Kömürün ana elementi olan karbon (C)  yandığında, karbonmonoktir (CO) oluşturur.  CO aşırı derecede öldürücü olan bir gazdır. Evlerdeki şohben veya sobadan zehirlenmelelerin sonucundaki ölümlerin sorumlu CO gazıdır.

5-Kömürün ana elementi olan kömür yandığında  CO2 oluşturur. CO2 gazının çok farklı bir özelliği vardır. Güneşten gelen ışığın taşıdığı ısı enerjisinin atmosferden geçip yeryüzüne gelmesine izin verirken, yeryüzünden uzaya yansıyan (daha çok geceleri uzaya kaçan) ısı enerjisini geçirmediği için hava sıcaklığının devamlı artmasına sebep olur. Sera etkisi denilen bu etki, atmosferdeki CO2 miktarına bağlıdır. Havadaki CO2 miktarı arttıkca, sera etkisinden dolayı hava sıcaklıkları değişmekte, kutuplarda birikmiş olan buzullar erimeye başlamakta ve iklimler değişmektedir.

6-Kömür yatakları yeryüzünde çoğunlukla toprağın derinliklerinde yeraldığı için yeryüzüne çıkarılmasının zor olması kömür fiyatlarının yüksek olmasına sebep olmaktadır. Kömür fiyatının yüksek olması ise, kömürle çalışan bir güç santralinin elektrik üretim maliyetinin (işletme gideri) yüksek olması demektir.

7-Dünyadaki her ülkenin kömür kaynakları olmadığından bir çok ülke kömürü başkalarından ithal ederek kullanmaktadır.  Bu ise; kömürü olmayan bir ülkenin dışa bağımlı olması demektir.

8-Kömür yakan güç santrallerinde havaya saçılan zararlı gazları tutabilmek için imalat ve işletme maliyetleri yüksek olan filtrelerin kullanılması gerekmektedir. Bu işlem sonucunda üretilen elektrik enerjisinin maliyeti yükselmektedir. Bu tür güç santrallerindeki en büyük girdilerden birisi bu tür filtrelerin yüksek olan imalat ve işletme maliyetleridir.

9-Organik maddeler (saman, odun, tezek vs) yakıldığında elde kalan kül, bitkiler için gübre olabilirken, kömürün yakılmasından elde kalan kül, tam tersine bitkileri için kesinlikle ölümcüldür. Kömür külünün karıştığı toprakta artık kesinlikle tarım yapılamaz. Bu nedenle büyük miktarlardaki kömür külünün ekolojik çevreye zarar vermesini önlemek için denenen bir çok yöntem, güç santrali elektrik üretim maliyetinin üstüne binen başka bir yüktür.

10-Kömürün yakılması sonunda elde kalan külün içindeki birçok zararli bileşik, çüruf olarak da bilinen bu maddenin toplandığı alanlarda, yağmur sularının etkisiyle eriyerek yeraltı sularına karışmakta, böylece yeraltı sularını da kirletebilmektedir.

11-Ülkemizden çıkarılan kömürlerin, zonguldak taşkömürü hariç, çoğunluğunun kalorisi oldukça düşüktür. Örneğin; Erzurum’un Aşkale İlçesinde bir kömür işletmesi vardır. 100 kg kömür yakarsanız, yaklaşık olarak 95 kg kül kalır elinizde. Bu durumda, yakılan kömürün yaklaşık %5 karbon, geri kalanı taş-topraktır denilebilir. Ülkemiz kömürlerinin çoğu düşük kalorili olduğundna için, termik santrallerde yapmak için yurt dışındna kömür alınması gerekmektedir. Dışarıdan alınan kömürün hem pahalı hem de dışa bağımlılık olduğuna kim itiraz edebilir?

12-Yeraltındaki kömür yataklarının arasında doğal olarak birikmiş olan ve grizu diye bilinen metan gazı,  günümüzdeki ileri teknolojik yöntemler kullanan madenciliğe rağmen hala kazılar sırasında patlayarak maden ocaklarının çökmesine ve yüzlerce insanın ölmesine  neden olmaya devam etmektedir. Çernobil kazasından önce tüm dünyadaki nükleer kazlarda sadece 3 kişi ölmüşken, kömür ocaklarında ölen insan sayısını ne yazık ki bilen yoktur. Şimdiye kadar onbinlerce insan ölmüştür ama bunu kimse dikkate almak istemez.

13-Anti nülkeercilerin en büyük kozu, insanların bencilliğini kullanmaktır. Dünyanın öteki ucundaki bir ülkede, bir nükleer tesisde oluşan en ufak bir sızıntı bilinçli ve kasıtlı olarak aylarca gündemde tutulurken, kömür çıkarmak için yeraltına kazılan tünelelrden birindeki patlamalarda yüzlerce insna ölse bile, gazetelerin bazılarında üçüncü sayfa haberi olurken, TV lerin ara haberlerinde sadece 15-20 saniyelik bir haber olarak geçer. Onlar da biliyorlar ki, burada insanları korkutan veya ilgilendiren şey; başka insanların ölmesi değil (kömür ocaklarında ölen insanlar), uzak da olsa başka ülkedeki sızıntının rüzgarlarla buralara taşınabilmesi halinde kendilerinin zarar görebileceğidir.  Çernobile gelmeden önce tüm dünyadaki nükleer kazalarda sadece 3 kişi ölmüşken, kömür madenlerindeki grizu patlamaları veya diğer kazalarda kaç bin kişinin öldüğünü veya sakat kaldığını bilen bile yoktur.  Özet olarak “kömürü yakıt olarak kullanmakla, aslında kendi neslimizin kanını ve bizden sonraki kuşakların geleceğini yakıp, küllerini havaya savurmakyatız” dersek yanlış olmayacaktır.

 

İyi Yönleri

1-Elektrik üretim miktarı ve kapasitesi istenildiği gibi düzenlenebilir.

2-Yapım maliyeti, aynı güçteki nükleer veya hidroelektrik  santrallerden düşüktür.

3-Mekandan bağımsızdır. Elektriğin en çok gerektiği bölgelerde inşa edilerek, enerji nakil hatları maliyeti ile nakil hatlarındaki enerji kayıp maliyetleri düşük tutulabilir.

4-Elektrik üretimi çevre şartlarından bağımsızdır.

5-Elektrik talebinin arttığı veya azaldığı dönemlerde elektrik üretimi buna göre ayarlamak mümkündür.

6-Bir kilogramı yakıldığında verdiği ısı değerine o kömürün kalorisi denilir. Kalorisi belli değerlerden az olan kömürlerin yakıt olarak konut veya sanayide yakacak olarak kullanılması ekonomik olamamaktadır. Özel tasarlanmış bazı termik santraller ekonomik değeri az olan bu tür kömürleri kullanabilirler.